ananız

12:10
Endgame - Çağrı

Orijinal Adı: Endgame: The Calling
Yazar: James Frey & Nils Johnson-Shelton
Yayınevi: Pena Yayınları
Sayfa Sayısı: 534
Çevirmen: Uğur Mehter
Puan: :jsenn: :jsenn: :jsenn: :jsenn: :jsenn:


Arka Kapak;

 On iki Oyuncu. Bedenen gençler ama kadim bir geçmişten geliyorlar. Binlerce yıl önce yaratıldılar ve seçildiler. O günden beri hazırlanıyorlar. Doğaüstü değiller. Ne uçabilir ne de kurşunu altına çevirebilirler. Ölüm geldiğinde onların da yapacak bir şeyleri yok. Onlar için de, hepimiz için de. Onlar Dünya’nın mirasçıları ve Büyük Kurtuluş Bulmacası’nı çözmeliler. Biri yapmalı yoksa hepimiz yok oluruz.

Değerlendirme;

Merhaba arkadaşlar! Umarım hepiniz iyisinizdir, iyi vakit geçiriyorsunuzdur. Karşınıza turumuzun ilk Endgame yorumunu sunuyorum ^^ Her zamanki gibi heyecanlı ve bayılarak okuduğum bir distopik eser. Başlayalım kitabımızı yorumlamaya.
İlk olarak kapaktan girmek istiyorum konuya. Ben kapağını seviyorum şahsen. Çünkü her zaman söylediğim gibi –bıktınız biliyorum- üzerinde karakterlerin resimleri olan indeksleyen kapakları hiç sevmiyorum.
Bu kapak Endgame’in orijinal sembollerinden biriyle karşımıza çıkıyor ve her ne kadar sarıdan nefret etsem de göze hoş gelen bir kapak ya da kitabı çok sevdiğimden bana hoş geliyor ama kapağa sevinerek beş üzerinden beş veriyorum. Yabancı ülkelerdeki kapaklar da bunun kadar güzel, hatta ciltli versiyonunun altın sarısı olan kapaklısından alacağımı da belirtmek isterim ciltli olması bir yana kitabın altın temasına o kadar uyuyor ki insanın kitaplığının üstlerine falan koyası geliyor yani.
Aslında biliyorsunuz hepiniz Endgame’in nasıl olduğunu aslında. Çıkmasına az süre kala ciddi bir medya fırtınasına tutulan kitap birçok blogger tarafından yorumlandı, haberlere çıktı ve gerçekten ses getirdi. Çoğu yerde aynı anda çıkması da bu işin cabası oldu elbette. Bildiğiniz üzere on iki adet antik çağdan gelen yarışmacımız var. Kendilerinin süper güçleri yok, ölümsüz değiller, tıpkı sizin gibi; tıpkı bizim gibi gayet normal insanlar.
(Normal anlayışımın farkını göz ardı edin lütfen.)

Sadece bu ‘’normal’’ insanlar bir yarışa hazırlanıyorlardı. Dünyanın kaderini belirleyecek oyun Endgame’in on iki ırkın savunucularılardı. Kimisi oyuna katılabilmek için yanıp tutuşurken kimisi meteorun düşmemesi için dua ediyordu. O meteor düştü arkadaşlar.
Yarışmacıların herbiri bir kökenden geliyor. Kökenleri turda birkaç gün önce tanıttık ve onları okuyarak bilgi sahibi olabilirsiniz bunu hatırlatalım. Kökenlerini savunarak masumları kurtarmak için oyunda hayatta kalmalılar. Elbette meteor düşüşüyle başlayan bir oyun kesinlikle şiddetten uzak ilerleyemez.

Kendi ırklarını korumak için kıyasıya mücadeleye girmek onları uğraştırırken kitapta en sevdiğim şeylere geliyorum. Üsluba. Okunması çok çok kolay bir kitap, karakter zenginliğine rağmen kafanızı hiçbir şekilde karıştırmaması benim gözümde en büyük artılarından biri. Çünkü her birimizin de bir kere de olsa yaşamış olduğu bir şey var; bu kimdi diye sormak. Kitapta bundan nefret ederim ancak Endgame bu açıdan hiçbir şekilde beni sıkmadı. Ana karakterimiz yok, on iki yarışmacı da eşit şekilde ilerliyor. Bu yüzden her birine yer verilmesi, her birinin karakter analizini çıkartabilmemiz bizim için mükemmel oldu.
Birbirleriyle olan ilişkileri de kitabın fazla aksiyon dolu olup bir süreden sonra sıkıcılaşmasını önledi. Kitabın tamamen kan ve savaştan ibaret olmadığını kesinlikle söylüyorum, yarışmacılar birbirleri ile sürekli bağlantı halindeler ve yakınlaşanlardan tutunda nefrete kadar her türlü duyguyu görebilirsiniz. Bu duygu zenginliğinden dolayı da puanını koruyor kitap.

Kitabın tek sevmediğim noktası oyunu ile alakalı kısım oldu. Çünkü kitabı alırken kendime her zaman tamam Sinem oyunda mükemmel ilerleyeceksin sonuçta tüm oyunları oynadın hr türlü stratejiyi kurarsın diyerek egomu bir güzel okşamıştım. BU BÖYLE OLMUYOR.
Kitabın içindeki en ufak kelime bile tam anlamıyla bu kurguya sahip ve o kadar minik detaylarla uğraşmam gerekiyor ki kafamı biryerlere vurmak istiyorum oyunu oynarken. Utanarak söylüyorum; hala birinci seviyedeyim. Oyunu  tanıttığımız gün de sizlere tam anlamıyla anlatacağım ama kitabı okurken mutlaka tuhaf şeyleri bir kenara not alın. Kitabı baştan taramak kanınızı kurutmasın sonra.
Son sözümü de şöyle söyleyeyim; mutlaka kitabın arkasındaki linklere girin. Çünkü sosyal medya kitabı olduğu için sayfalarından öğrendiğiniz şeyler kadar da internetten de öğreniyorsunuz hikayeyi. Bu yüzden onları da kontrol etmeyi unutmayın lütfen!


Lafı çok uzattım evet, özür dilerim şimdiden. Sizleri çok çok seviyorum! Pena Yayınları’na teşekkürler kitap için; Endgame sizinle olsun^^


Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.